haber oku

Seçtiklerimiz

Bodrum Haber ~ 08 Kasım 2011 ~ Yazarlar

Halktan Korkanlar!…

Fikret Karataş

İktidar ile ulusal bayram kutlamalarının arası yıl geçtikçe iyice aralanıyor. Onlar ulusal bayramlara, bayramlar da onlara soğuk artık.

Ara açılmasını, devletin başındaki de körüklemekten zevk duyuyor gibi. Yani, hükümetin başındaki ile kurguda koşutluk belirgin.

24 fidanın toprağa verilişinde de bu aymazlık görüntüsü netti. Fidanlar toprağa, Tayyip hırsız Suudilerin acısını paylaşmaya…

Önce resepsiyonların şekil ve içeriği değişti. Yüce Atatürk ne yapmışsa tersi yapılmaya, ne söylemişse,  karşıtı üretilmeye başlandı.

Deprem elbette bahane… Yapay acılı duruşlar, Aydın Doğan resepsiyonu ile bir bakanın düğününde mutluluk kahkahalarına dönüştü. Ne diyor Çankaya’da oturan ve aynı zamanda Türk Orduları Başkomutanı (!):

“Milletimizin bir ferdinin, bir ilçesinin, bir ilinin acısı hepimizin acısı demektir. Dolayısıyla böyle üzüntü içinde yaşıyoruz.”

Yok yav!…

İlk kez, acıların, üzüntülerin, düğün ve resepsiyonlarda kahkahalar ve gülücüklerle giderilip anlatılmasının tanığı olduk. Hayret ki hayret bir şey!… Nasıl beceriyorlar…

Atamız ne demiş:

“Cumhuriyet fazilettir…” (erdem)

“Türkiye Cumhuriyeti demokrasi esasına dayanan bir devlettir.”

Halktan korktukları için deprem bölgesine gitmeyi fasa fiso bahanelerle erteleyen, Cumhuriyet Bayramı törenleri ve kutlamaları ile ilgili fermana olur veren Abdullah Gül ile o fermanı yayımlatan ve deprem bölgesine gitmeyi öteleyen Tayyip’in korkmalarına hiç gerek yok ki. Çünkü Türk Halkı, onların Arap kardeşlerine benzemez. Ceza verilme işleminin adalete ait bir olgu olduğunu ilk saptayan uygar halklardan biridir.

Onların Atatürk Cumhuriyeti’nden rahatsız oldukları açıkça görülüyor, gözleniyor, izleniyor. Üzüldüğümüz olgu, ordunun başındakinin de ikilinin dümen suyunda hareket etmesi. Yani tak emir, şak uyum… O da, zaman zaman Atatürk’ün kurduğu ordunun başında bulunduğunu pek önemsemiyor gibi.

“Oldu olacak bu üçlü, ulusal bayramları tümüyle iptal edip rahata ersinler!”

Diyeceğim ama…

Halkımızın onlara bu olanağı tanıyıp rahatlatmayacağı belli oldu. Halk, onları hiçe sayıp, ülkenin her yerinde kutladılar laik Cumhuriyetin kuruluş bayramını. Marşlarıyla, coşkuyla, bayraklarıyla ve Atasını yüksek sesle ve yürekten anarak… Erciş’teki yıkık eve asılmış bayrakları gören yasakçılar biraz sıkılmadı mı acaba?…

Bodrum’da da bayram coşkuyla kutlandı/kutladık. Sivil toplum örgütleri bir yerde, CHP İlçe Örgütü başka bir yerde, Atasından miras geleneksel “Cumhuriyet Balosu”nu gerçekleştirdi.

Ertesi gün fener alayı coşkuyla düzenlendi. Cumhuriyet Bayramı’nın kutlanması “uygar bir eylemdir”.  Bu da kanıtlandı.

Biz de, CHP Bodrum İlçe Örgütü’nün düzenlediği baloya onurla, sevgiyle ve sevinçle katıldık. Güzelce düzenlenmiş bu baloda, Cumhuriyet balolarının, bir ümmet değil, gerçek bir nimet eylemi olduğu inancımızı yineledik.

Kimse nutuk atmadı, gazel okumadı ve Emevi saltanat dininin ardına saklanıp, ilahiler de okunmayacaktı elbet.

Ne oldu?… Cumhuriyetin nimetlerinin anlatımı yinelendi. Balonun anlam ve içeriğine uygun müzik yapıldı. Şiirler okundu, Güneydoğu ve yerele ait oyunlar oynandı. Bakanın düğünü belki daha gürültülü ve şatafatlıydı. Düzenleyenleri kutluyoruz…

Parti ilçe örgütünün çalışmalarını denetlemek, onun düzenlediği etkinliklere katılmak, izlemek ve gözlemekle olanaklıdır. Başkalarını anlatımı veya duyumlara göre yapılan eleştiriler, yönetime değil, kanımızca partiye zarar verir. Çok sakıncalıdır.

Baloya katılım elbette istenilen düzeyde değildi. Ancak katılanların duruşu istenilenin de ötesindeydi. İlden,  Milas, Bencik, Yatağan ve beldeler ile sairden gelenler vardı.

İlçe Başkanının anlatımına göre balo kararı, partinin önceki ilçe başkanlarına ve akil adamlarına danışarak alınmış. Salt önceki ilçe başkanlarından birisi onay verememiş.

Katılmayanları düşündüm oturduğum sürece. Onları kınamak ne haddimiz, ne de hakkımız olamaz. Ancak bu davranışların, halktan korkanların ekmeğine yağ olacağı endişesini de taşıyoruz.

Halk, kendinden korkanların üstüne üstüne yürümeyi alanlara taşıdı, bu yoldan dönüşün olmadığını sık sık vurgulayıp kanıtlayarak. İlçe örgütünün düzenlediği etkinliklere katılmak, yönetimin elinin altına ense uzatmak sayılmamalı, partiye karşı duyulan ilgi olarak değerlendirilmelidir. Yönetim beğenilmiyorsa, karşıtlık kongre salonlarına taşınıp hesap orada görülmelidir. Barışçıl ve demokratik yöntemlerle…

Nice 29 Ekimlere onurla, coşkuyla, hevesle ve birliktelik ruhunu zenginleştirerek ulaşma dileğiyle!…


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın: