haber oku

Vah Halimize !

Mustafa Gündoğ ~ 29 Ekim 2011 ~ Yazarlar

Devlet – vatandaş ilişkisi yıllardır kafamı kurcalar. Devlette çalışan da aslen vatandaş.   Farklı yanı, mühür kimdeyse Süleyman odur. Kimse şu Süleyman, hiç olamadık. Devletle vatandaşı birbirinden ayırmak olası değildir. Her zaman devletin vatandaşla, vatandaşın da devletle işi vardır. İki öğe barışık olmalıdır ama nasıl?

Hani devletin daireleri vardır vatandaşın işi görülsün diye kurulmuştur. Kaymakamlık, Nüfus Müdürlüğü,   Tapu, Adliye, Emniyet. Bunları çoğaltmak mümkün. Devletin daireleri günlük yaşamımızı düzenleyen en ciddi   ağdır. Yaşamın olmazsa olmazlarındandır.

Devlet,   aynı zamanda kendi bürokrasisini yaratmıştır ki vatandaş illallah etsin diye. Zaman zaman karşılaşırız anlamsız , karmaşık istekleriyle.

Åžimdi nerden çıktı bu demeyin.

Bir gün Tapu’da işim var, sabah mesai başladığında oradayım. Çok da basit bir iş. Alım ““ satım da değil. İlk önce işinizle ilgili kayıt yaptırıyorsunuz sonra müdüre gidiyorsunuz, sizi görevli memura havale ediyor. Hepsi elli metre karelik bir alan. Buraya kadar sorun yok, her şey gayet disiplinli bir vaziyette ilerliyor.

Ne olmuş peki?

Tapu operasyonu olarak bilinen olay olalı birkaç hafta olmuştu gittiğimde. Tapunun yeri de değişmiş. Yıllardır gitmiyordum, merdivenlerden çıktım baktım kamera sistemi kurulmuş, ne güzel. Devlet her şeyi kontrol ediyor dedim. Baktım ki devlet sadece vatandaşa çevirmiş kameraları. Personelin çalıştığı kısımda kamera yok. İlginç, devlet vatandaşa güvenmiyor dedim. İlk gidenlerden birisiydim. Kayıt yaptırılan yere geçtim, memur geldi   derdimi sordu, ben de söyledim. “œBekleyin biraz, gelenler biriksin kaydınızı öyle yapacağım” dedi.   Demek ki ; “˜kimse gelmezse kaydımı yapmayacak’ diye düşündüm. Yarım saat sonra kayıt işlemi başladı. Havale için müdüre gitmem gerekiyormuş, özürlü olduğum için anlayamadım, sonra çözdüm olayı. Müdüre gittim, kimliğimi ve tapuyu verdim. “œBu tapu sizin mi?”   diye sordu. Genelde ben eş, dost ,ahbabın tapusunu alıp tapuya giderim de”¦

Neyse görevli bir bayanın adını verdi,   işinizi o yapacak dedi. Çıktım odasından. Memuru bulabilmek için bankonun önüne gittim, sordum soruşturdum, baktım bakındım, kaldım”¦Ben sesleniyorum   “œ”¦ hanım” kim diye, sanırım sesim çıkmıyor ki duyan yok. Neyse yardımsever memur geldi, “œSizin işinizi öğleden sonra yapabilirim” dedi. Neden dedim, “œİşim çok” dedi. Israr ettim, “œGit Ziraat Bankasına 4 TL yatır” dedi. Yatırdım geldim, neyse akşam kazasız belasız çıktım, işim görüldü. Allah Devlet’e zeval vermesin.

Hiç gitmek istemem devlet dairelerine. İş yaptırırken mideme kramplar girecekmiş gibi gelir. Bunları sayfalarca yazabilirim çünkü   hepimiz yaşıyoruz günlük hayatımızda.

Dün sabah, Askerlik Åžubesi’ nden askerlikle ilişiği yoktur yazısı alacağım. Dokuzu yirmi geçe kapının önündeyim. Dış demir kapıyı açtım, birden bir asker fırladı “œNe vardı yardımcı olalım” dedi. Ol dedim, derdimi anlattım,” Tamam” dedi.” Üstünüzde kesici, delici, patlayıcı bir şey var mı?” dedi. “œC4 var, görsen anlar mısın?” dedim,   güldü. Bu soruyla ilk kez karşılaştım biraz afalladım. X Ray cihazı vermemiş devlet .

Sonra, “œTelefonunuzu kapatın bana verin.” dedi , “˜Niye?” dedim , “œEmir öyle!” dedi. “œTelefonu kapatırım ama size vermem.!” dedim , “œO zaman giremezsin!” dedi , “œGirerim!” dedim, önüme geçti, “œSokmam seni!” dedi. “œPeki telefonu size güvenip   nasıl vereceğim ?”   dedim ve ayrıldım.

Başbakanlığa da girdim ama telefonumu istemediler, uçaklarda zaten sadece “œkapatın” diyorlar. Bir çok devlet dairesine girdim, Valilik, Kaymakamlık, Adliye, Emniyet, kimse “˜telefonunu ver’ demedi.

Askerlik şubesi kapıdan içeri sokmadı.

Vatandaşa hiçbir yerde üçüncü sınıf adam muamelesi yapamazsınız.! Keyfi uygulamalarla vatandaşı sindiremezsiniz.! Vatandaşı mağdur edemezsiniz.!

Soruyorum, hangi yasaya ve yönetmeliğe dayanarak istiyorsunuz telefonumu?

Soruyorum, telefonumun başına bir şey gelse katlanacak mısınız?

Soruyorum, telefonları toplarken tutanak tutuyor musunuz?

Soruyorum, hafıza kartlarını vatandaşa vererek mi alıyorsunuz telefonları?

Soruyorum, kendiniz girerken cep telefonlarınızı nizamiyeye bırakıyor musunuz?

Soruyorum, mahkemelerin üstünde misiniz de adaletin kararı olmadan telefon topluyorsunuz?

Soruyorum, şubede kozmik oda mı var yoksa?

Soruyorum bu eziyet niye?

Sayın Başbakan’da çok çekmiş sanırım ki Askerlik Åžubelerini KALDIRIYOR!! Artık kendi telefonlarınızı toplarsınız.


Etiketler: ,

habere yorum yapın

“Vah Halimize !” için 3 Yorum

  1. gözde diyor ki:

    Hepimizin karşılaştığı sorunlar aslında bunlar. Sanki hayatımızı kolaylaştırmak için değilde zorlaştırmak için yapılmış bürokrasiler…

  2. demet diyor ki:

    Ne zaman bir devlet dairesine gitsek aynı şeyleri yaşıyoruz demek ki bir yanlışlık var. Birtek orası değil ama o Tapu dairesinin hali berbat allah düşürmesin.

  3. U.ERKİN CAN diyor ki:

    OSCAR KAZANMIÅž BİR OYUNCUYA SORSANIZ, 8 SAAT HİÇ İÅž YAPMADAN İÅž YAPIYOR GİBİ ROL YAPABİLİRMİSİN DİYE.TEREDDÜTSÜZ HAYIR DER. BEN BAHSİ GEÇEN YERDE BÖYLE BİR ADAM GÖRDÜM.-))))))
    U.ERKİN CAN

Yorum yapın: