logo

Çevreci Yılmaz’ın Acı Günü

Bodrum çevre hareketinin biline isimlerinden mimar Nazan Yılmaz babası Mustafa Kemal Yılmaz’ı kaybetti. Emekli albay olan Mustafa Kemal Yılmaz, Özel Amerikan Hastanesi’nde hayata gözlerini yumdu. Yılmaz, Yalıkavak-Gökçebel’de ki Yemiş Camii’den uğurlandı. Yılmaz’ın cenaze törenine 7 er-erbaş ve 2 astsubay refakat etti. Törene Yılmaz’ın yakınlarının, akrabalarının, Bodrumlu sevenlerinin yanı sıra İstanbul Özel Saint-Jojeph Fransız Lisesi’nden mesai arkadaşları ve öğrencilerinden de katılım oldu. Dinsel törenin ardından merhum Yılmaz’ın Saint_Jojeph Lisesi’nden öğrencisi Uğur Müldür oldukça duygusal bir konuşma yaptı. Uğur Müldür konuşmasında: “Mustafa Kemal Yılmaz hocamız zaten adını Atatürk’ten almıştır. İsminden dolayı daha dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren bedeller ödemeye başlamıştır. 97 yıllık ulu çınar asla diz çökmemiştir. Çağdaşlıktan, demokrasiden, ilericilikten yana tutumundan asla ödün vermemiştir. O önce insanı ve hayatı sevmiştir. Ondaki bu tükenmez sevgiyi kara tahta önünde de, başımızı okşarken de hep yüreğimizde hissettik. Onun gözümüzün içine tek bir bakışı her şeyi anlatırdı. Acımız büyük. Çünkü yeri doldurulmaz bir yol göstericimizle vedalaşıyoruz. Ama şunu da biliyoruz ki; onun altında yattığı topraklardan yeryüzünün en güzel çiçekleri yeşerecek, boy verecek. Onun anısını aydınlanmadan asla vazgeçmeyerek yaşatacağız. Güle güle meşalemiz, hocamız, bilgemiz, insan sıcaklığımız” dedi.

YILMAZ’IN FIRTINALI SERÜVENİ KUNDAKTA BAŞLIYOR.

Mustafa Kemal Yılmaz 1920 yılında Selanik’te dünyaya geldi. Nüfus kayıtlarından Mustafa Kemal ismini gören Yunanlı faşist EOKA çetecileri kundaktaki Yılmaz’ı öldürmeye teşebbüs ediyorlar. Kundaktaki Mustafa Kemal’in babası Ahmet Fahrettin bey ve eşi Nesibe hanımın çaresizlik anlarına Yunanlı komşuları Elena yetişiyor. Elena’nın kundaktaki Mustafa Kemal’den 1 ay büyük olan oğlu bu süreçte yaşamını yitiriyor. Elena tekrar Mustafa Kemal’i öldürmek üzere gelen EOKA’cılara kendi oğlunun cesedini gösterip M.Kemal öldü diyor. Bunun üzerine Yılmaz ailesi rahat bir nefes almakla beraber tedirginliklerini üzerlerinden atamıyorlar. Elena hanım, Yılmaz ailesini bebekleri kundakta 3 aylıkken Midilli’ye kaçırıyor. Kısa bir sonra aile Midilli’den, Kırklareli’nin Vize ilçesine göç ediyor. Merhum ilkokulu Vize’de okuyorken hayatının en önemli anısına sahip oluyor. 7 yaşındayken yani 1930 yılında Atatürk ile karşılaşıyor. Atatürk çocuklarla görüşeceği zaman partolon ve ceket ceplerine şekerleme ve leblebi doldururmuş. Adaşının hikayesini öğrenen Mustafa kemal ona bir avuç şekerleme ve leblebi veriyor. Küçük Mustafa, Atatürk’ün ikramlarını nemlenene dek saklıyor.

BİLİMLE DONANMIŞ BİR YAŞAM.

İlkokulu Vize’de bitiren Yılmaz, Kuleli Askeri Lisesi’ni kazanıyor. Ortaokul ve lise Kuleli’de tamamlandıktan sonra; Ankara Üniversitesi, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi kampüsüne yol düşürüyor. DTCF’ni derece ile bitirdikten sonra bir süre önce öğrencilik yaptığı Kuleli’ye öğretmen olarak geri dönüyor. Öğrenciliği gibi öğretmenliği de oldukça başarılı olan Yılmaz harp Akademileri öğretmenliğine atanıyor. Oradan Saint Jojeph Lisesi’nde Müdür Yardımcılığı görevini devralıyor. Kendisi söz konusu Fransız Okulu’nun ilk ve tek Türk yöneticisi olmuştur. 1975-1988 yılları arasında 14 yıl yöneticilik yaptığı Fransız Lisesi’nde yapmış olduğu hüzünlü veda konuşması son yolculuğunda da öğrencileri tarafından dile getirildi. Konuşmasında bilim, aydınlanma ve mutluluk vurgusu yapan merhum yönetmelik nedeni ile zorunlu olarak eğitmenlik yaşamının sonlanışından dolayı yaşadığı burukluğu da gizleyemiyor. Bizler de Bodrum Haber olarak; çalışma yaşamını emekli-akademisyen albay olarak tamamlayan sayın Yılmaz’ın ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

7+4 = ?
#

Çevreci Yılmaz’ın Acı Günü” için 1 yorum

  1. Belma : diyor ki:

    Rahmetliyi tanımıyorum. Ama hayatının çok kısa özetini de anlatan haberinizden gerçekten çok değerli, yeri kolay doldurulamayacak bir büyüğümüzü, çok kıymetli bir değerimizi kaybetmişiz. Sadece ailesinin, yakınlarının, dostlarının değil. Hepimizin başı saolsun…