Güncel Haber Yazarlar

“Dam Başında Saksağan

 

Bodrum Belediye Başkanının 38 günlük “hak mahrumiyeti” cezası bittiği için 4 Ekimde görevine, Belediye Meclisine başkanlık ederek başladı.

Geçmiş olsun, bir daha olmasın dileklerimizi, (her ne denli samimi bulunmasa da ) yineliyoruz.

Elbette kalabalıklar karşılayacak, elbette duygularını onlarla paylaşacak. Ama görüldüğü kadarı ile konuşmanın bazı bölümlerinde söylenenler birbirlerine zıt. Bir yerde saldırıya, öbür tarafta hoşgörüye giydiriliyor gibi.

Saldırının muhatabı ise yalaka olmayan birkaç basın emekçisi (yazar,çizer laf eden) Doğrusu biz de payımıza düşenin olduğun düşüncesiyle kendimizi paydaş olarak kabul ettik ama, hiç de şikayetçi değiliz. Yalaka olmadığımız tescillenmiş oldu.

Konuşmasındaki heyecan gayet normal ve böyle bir gadre uğramış için haktır. Saygıyla karşılanması gerekir. Biz de öyle yaptık.

Ancak, “Daha fazla adalet, daha fazla demokrasi bireysel hak ve özgürlükler, Ulu Önder Atatürkün gözündeki medeniyet yolu, ışık yolu olduğu için seninleyim.”

Bu lafların analizinin anlattığı tanım ve böyle bilgiyle ilgili hiçbir şey yok. Sanki Kocadon, bu kentin özgürlük, demokrasi hak ve adalet dağıtanı. Aslında bu laflar ve Atatürk olgusunun ceza ile hiç ilgisi yok( ezberindeki bazı lafları unutmuş olabilir)

Adalet suçlu görmüş, ceza vermiş. Çekildi bitti. Zaten bundan sonra da olsa çekerim diyor ki, “Esirgeyen, Bağışlayan Yüce Yaratıcı Güç söyletmemiş olsun!…

Böyle olunca ve demek ki, bize göre lafın önemli bir bölümü : “Dam başında saksağan, vur beline kazmayı.” Öz deyişini anımsatıyor gibi.

Seksene ulaşan yaşımızın neredeyse 55 yılı tam bilinçli olarak emek yaşamında geçti. Çok yönetici ile çalıştık, çok zaman da yönettik. Gördüklerimizin en ilginç olan baş olgusu Megalomanidir.

Megalomani çok kötü bir şey değildir. Kötü olsa anmayız zaten. Büyüklük kuruntusu, büyüklük sanrisi diye tanımlanıyor. Bu olguya tutulanlar kendini uluorta bir şey sanmak ve hatta daha kötüsü öyle olmak. Toplumda pek de önemsenmeyen bir ruh hali olduğu nu söylüyor ilim adamları. Ancak psikologlar konu ile dikkat ve önemle ilgileniyor.

Yukarıda andığımız emek sürecinde epeyce karşılaştık. Bunlar içinde amirlerimiz olan da oldu.

Eski Cumhurbaşkanı rahmetlik Turgut Özal bizzat kendi için “ Ben biraz megalomanım” demiştir. Ben çok megalomanım demek işene gelmemiş olabilir ki bu denlisi bile bir erdemdir. Kendisini liberalizmi çarpık uygulattığı için tutmadım ama doğru lafını da saygıyla ve elbette teşekkürle karşıladım.

Megalomaninin en büyük zararlarından biri, o seviyeyi kabullenen kişiyedir. Ayrıca pek ilgilenen de olmaz, gülüp geçilir. Biz de öyle yaptık, şimdilerde de yapıyoruz.

Başkanın demokrasi ve demokratlık değerlendirmesini ilk başkan olduğunda yaptığı bir toplantıdaki telefon muhabbetinden (!) itibaren incelersek, CHP içine yerleştirilmesinin onu epeyce iyi noktalara getirdiği görülebilir. Ancak bu yargımızın, Belediye Meclisi toplantılarındaki tavır ve tutumunun demokratlık ve demokrasi ile ilgisinin olmadığını söylemek zorundayız.

Sonuç olarak bize göre Başkan, Ortakent’te iken daha çok demokrat, daha sevecen daha sevimli ve daha iyiydi.

Ne demişti rahmetlik Demirel Cumhurbaşkanı Turgut Özal sorulduğunda : “Bıraktığımız yerde iyiydi.”

Bunca yaşamdan sonra eğer Muğla olayı gerçekleşirse sanırım, omzunda, yanında, yönündekiler ile ayaklarına bağlanmış tuzakları temizleyerek ulaşır menzile……

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir