Bodrum Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bodrum 21°C
Gök Gürültülü

Uğur Mumcu’suz 27 Yıl…

Uğur Mumcu’suz 27 Yıl…

24 Ocak 1993 Pazar günü, otomobiline yerleştirilen bombayla katledilen Uğur Mumcu için Bodrum’da bir anma programı düzenlendi. Bodrum Belediye Meydanı’nda gerçekleştirilen törene Bodrum Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Tutkun ve Emel Çakaloğlu ile vatandaşlar katıldı. 


Anma etkinliğinde bir konuşma yapan ÇYDD Bodrum Şube Başkanı Meral Saraçbaşı, şunları dile getirdi:

“Uğur Mumcu’nun ardından ayakları ile yürüyenlerin büyük bir bölümü de yine toprak oldu. Arkadaşları… 24 Ocak ile başlayıp 30 Ocak ile sona eren bu hafta da azalsak da sorumluluğunu yüreğinde taşıyanlar her zaman onları hatırlamak üzere burada bulunuyor. Çok değerli bir arkadaşımızı, bir gazeteciyi, Fikret Karataş’ı kaybettik. Ona da uğurlar olsun diyelim. Burada bulunan bütün basın emekçisi arkadaşlarıma da çok teşekkür ediyorum. Bugün onlar için de önemli” dedi.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından Muğla Barosu Bodrum Temsilcisi Av. Cavidan Karaöz Özyiğit, baro temsilciliği ve ÇYDD Bodrum Şubesi adına hazırlanan basın açıklamasını okudu. Özyiğit, şöyle dedi:

“24 Ocak 1993’te, Ankara’nın o karlı ve soğuk gününde henüz çocuk olup patlamanın sesiyle sarsılanlar bugün orta yaşlarına merdiven dayadı. Suikastin işlendiği o gün, Mumcu’nun isminin verildiği Karlı Sokak’ta, delillerin ortadan kaldırılması, 27 yıllık süreçte yaşanacakların habercisi gibiydi. Uğur Mumcu gibi, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Necip Hablemitoğlu da yerleri doldurulamayacak laik Türkiye Cumhuriyetinin simgeleşmiş muhafızlarıydı. Hepsi de bugün bulundukları ortama uyum sağlamak için fırıldak olanların aksine, kalemleri ile fikirleri ile güçlüden yana değil, haklıdan yanaydı. Korkak ve kaypak değillerdi. Uğur Mumcu 8 aralık 1976 tarihinde KADRO başlıklı yazısında şöyle diyordu: “Devleti ele geçirmek her zaman tankla tüfekle olmaz. Devlet Bürokrasisi içinde, önemli köprü başlarının tutulması, karar organlarında egemenlik kurulması da bir bakıma devletin ele geçirilmesidir.” Tıpkı o günlerde Mumcunun yazdığı gibi, bugün devlet kavramının nasıl alt üst edildiğini görmekteyiz. Bugün biz devletiz istediğimizi yaparız diye diretenler, devlet bürokrasisi içinde, bizleri vatandaşını devlet olarak görmemekte, devlet kavramını kendi iktidarları ile bağdaştırmaktadır.”

“Bugün, ülkemizde oynanan oyunların, bundan 27 yıl önce de aynı olduğunu, değişen hiçbir şeyin olmadığını bir kez daha görüyoruz” diyerek açıklamasına devam eden Özyiğit, açıklamasını şu sözlerle tamamladı;

“Dün düşünenler, konuşanlar susturuluyordu, bugün de muhalif olanlar, düşünenler ve konuşanlar gözaltına alıp tutuklanıyor, yıllarca yargılamalar sürüyor. Bugün, göz göre göre binlerce kadın, haksız yere öldürülüyor, tecavüzcüsü ile evlendirilerek suçtan kurtarılma hedefinde yasal düzenlemeler yapılıyor, katilleri, ödüllendirilircesine kısa bir sure sonra aramıza dönüyor, fikir ve düşünce suçundan içeri alınan aydınlar uzun tutukluk yaşarken, cinayet, yüz kızartıcı suçlardan ceza almış olanlar, hiç bir güvenlik oluşturulmadan, denetimsiz olarak yeniden suç işlemesi istenirmişcesine aramıza geri gönderiliyor. Bizler Uğur Mumcu’nun dediği gibi koşullar ne olursa olsun Atatürk ilkelerini, Cumhuriyet devrimini, tam bağımsızlık inancımızı laik Cumhuriyetimizin kalelerinde birer bayrak gibi yükseltmeye devam edeceğiz. Uğur Mumcu ve bu uğurda can veren aydınlarımızın barışa, demokrasiye ve hukuk devletine olan inançlarını, fikirlerini zinde tuttuğumuz sürece Barış ve Demokrasi kazanacaktır. Cesur olmak elbette korkusuz olmak değil, yitireceklerini bilmene rağmen, yanlış olana itiraz edebilmektir. Çünkü korkalar yaşamaz sadece hayatta kalır. Bir kez daha zamansız yitirdiğimiz tüm değerlerimizi, özlem, sevgi ve saygıyla anıyoruz.”

Konuşmalardan sonra Mumcu’nun fotoğrafının önüne karanfiller bırakıldı. Ahmet Değirmencioğlu da bağlamasıyla “Yiğidim Aslanım” ve “Uğurlar Olsun” Türkülerini seslendirdi. Türkülere katılımcılar da eşlik etti. 

24 Ocak Türkiye’nin yakın tarihindeki iki karanlık suikastin tarihi. Uğur Mumcu’nun 1993 yılının 24 Ocağında katledilmesinin ardından 24 Ocak 2001 yılında da, İl Emniyet Müdürü olduğu Diyarbakır’da, Ali Gaffar Okkan özel kalem müdürü dahil 5 yakın koruma polisi ile uğradığı saldırı sonucu şehit edildi. Ali Gaffar Okan’ın ölümünün üzerinden de 19 yıl geçti. Ülkeyi derin bir acıya boğan bu cinâyet de hâlâ çözülememiş olmakla birlikte, Hizbullah tarafından işlenildiği iddia edilmektedir.

Kent Haber


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.