logo

Yürek, Göğüsten Firari Olunca…


Ayhan Karahan
ayhan@bodrumhaber.com

YÜREK, GÖĞÜSTEN FİRARİ OLUNCA…

An be an sustum nehirler maviye akar iken. Yüzünün her gülüşü ise infilak ederdi, sokakların geceye düşen yarım umutlarında. Matemini minör notalarında kullanmamış bir kalbi satılığa çıkarsan ne tartar acep? Bilinmez, sanırım avuçlar üşüyorsa eğer. Göğsü yaralı bu bereketli topraklarda, hangi saat kulesinin zamanına ayarlanır hayat bilinmez. Çatlamış camlardan bakmak yıldızlara, nasıl bir hüzün düşürür yüreğe bilir misin? Kalp atımı denli uzun sevmenin ve kalbin kısa atışının anlamı yüklü mü hafsalan da? Işığa resimler çizdim. Suskunluğumu kentin en köhne kuytuluklarına çektim. Üstümüze yağan umutsuzluk dallarında, gözü bağlı kopuşu önemsemek gerekir mi ey mavi dünya?

Üçüncü köprünün inşasında 3 işçinin yaşamını kaybetmesi, çocukluğumuzun büyük iplik makaralarına sarmal olamaz elbet. Gün yüzünde dereden çıkmayan mandaya hak vermek gerek. Mandanın suda kalmayı tercihini, biraz da karadaki pozitif olmayan gidişatta aramak lazım. İşler yolunda gitse idi, derede kalmaz söğüt dalına yuva yapardı mağdur manda . Onu sudan çıkartmayan bir dünyada, iki ayak üzerinde yürüyenlerin de çok mutlu olması olası görünmüyor. Ayın büyüsüne saklanmamanın, yağmurla düşen talihe ise bülbül sesiyle yanıt vermenin vaktidir belki. Ancak ayın büyüsü üçüncü köprü inşaatında yaşamını yitirenleri de tekrar bizimle buluşturamıyor. Manda da biraz kaçışın ve sığınak aramanın adresi olarak görmüştür dereyi belki de… Bir süre daha orada mahsur kalacağa benzer masumiyet. Yurdum halleri, hoş dereleri de kurutuyor. Kuruyan sadece dereler değil ki! Hayatın kılcal damarları dahi kurumaya yüz tutmuş.

Sokaklarda sürüklenen gece yarılarında, bu kent suskunluğa çevirdi yüzünü. Ölmüş zamanın neferi olmakta değil ki; konumlanışın doğru olanı. Usta bir dokunuşa ihtiyacı varken hayatın üstecelik. Birinci, ikinci, üçüncü köprüler kurulur. Bizim kendi köprülerimiz nerede merak ettin mi hiç sevdalım? Birbirimizin mi üstünden geçeceğiz karşı kıyıya ulaşmak için? Emek elden kesilir, manda ise sudan çıkmamakta ısrar eder. Barış’a ulaşamayız inan, hiç bir soluk alışımızda ya da verişimizde… Çünkü kent artık kendisini yalnızlığa terk etmiştir o zamanda. Kırık iklimlerin toprağı olmak istemiyor oysa bu kent. Zamanı geldiyse dur demenin, aşk bitti ise yeniden demenin sonrasındayız. Hayat yeniler bizleri, fikriyatının da öncesindeyiz ey sevgili. Umudu kesmemek gerek hayattan…

Maceralarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Gecenin aydınlıkla, hüzünle, yüzünle, sevinçle, ümitle buluşmaya ihtiyacı var. Şimdiki ağlamalarımız, gün ağarınca gülmeyeceğimiz anlamında değildir mutlak. Yürek göğüsten firar edince aşk ta kaçınılmaz görünüyor. Üçüncü köprü inşaatında sözüm ona iş kazası sonucu, ölen üç emekçinin yüreğinden kaç aşk yürüyecekti bilemeyiz. Israr ediyorum. Usta bir dokunuşa ihtiyacı var hayatın. Dokun üç kez. Müslümanlar, Allah’ın hakkı üç dediği için değil. Yürek için, aşk için, birbirimiz için dokun hayata. Bak! Ne kadar da sıcakmış ve aydınlıkmış dünya…. Yürek göğüsten firari olunca farklı bir dünya olası görünmüyor. Oysa yaşamın keskin mavisine demir atacaktık. Bodrum güzel ama lekeli bir liman oldu ikimiz içinde. Sığınmayacağız. Susmayacağız. Aşka ve hayata dair hiç bir şeyi ayakta tutmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Çünkü vaz geçersek yer yüzü öksüz kalır.

Yağmurlu geceleri, gün ile buluşturmanın yüceliğini ve güzelliğini birlikte başarabildik. O gecelerde zulmün saltanatını erittik. Menekşeler yüzünü o gecelerde sevgiye çevirdi. Gecenin mateminde duygu payımıza düşenler olmadı değil. O zamanlarda dahi ruhumuz arınmaktan eksik durmadı. Yasaklı duvarları o gecelerde yıktık ve yürüdük. Homeros’un “Ebedi mavilikler ülkesi” dediği Bodrum, o anlarımızda rengiyle barıştı. Bugünlerden geriye tan yerinin ağarışında başlayan martı senfonileri kalacak elbet.

Göğsümüzden firar etmiş yüreğimizin peşinden gidebildiğimiz sürece özgürleşmiyor muyuz biraz da? Öyle olmasaydı Cevat Şakir ile Azra Erhat, “Devlerin Aşkını” yaşama şanısana sahip olabilir miydi? Bizler de aklımızı susturup, yüzümüzü deliliğe çevirmeseydik; günün ilk ışıklarında martılar sevinç çığlıkları atarlar mıydı? Yeryüzünde yeni dünyaları ancak maceracı keşişler keşfeder. Onların da yürekleri kısmen firaridir zira. Firari yürek, eğer peşinden gideni yoksa sevdasızlığın ayazında üşür. Yürek üşümesin, aşk susmasın. Bu kentin ebedi maviliği solmasın. Hayatın buna ihtiyacı var ve onu öksüz bırakma lüksümüz yok. Hayat ve yürek bunu inan asla haketmiyor. Martıları da dilsiz bırakamayacağımıza göre,. her daim “Yüreğimizin git” dediği yerde buluşacağız. Hayat yerinde sayanları değil, adım atanları kucaklar.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

3+8 = ?
#

Yürek, Göğüsten Firari Olunca…” için 1 yorum

  1. Belma Nur : diyor ki:

    Eğer hayat güzel olacak ise yüreği göğsünden firar etmişler sayesinde olacaktır. Aşkın da, özgürlüğün de, devrimin de gerçek sahibi yüreği göğsünden firar etmiş olanlardır. Sayın yazarımız bunun en tipik örneği olsa gerek. Yoksa bu kadar muhteşem bir yazı ortaya çıkmazdı. Çok başarılı olmuş. Kendisine yüreği firarda bir okuru olarak tebriklerimi sunuyorum.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bodrum, “Muhtaç Olmuş Kuru Soğana”

    07 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Geçtiğimiz günlerde, Bodrum Belediye’si “Bodrum Özüne Dönüyor” sloganıyla, Tarımsal Kalkınma Çalıştayı  düzenledi.” Nerede  Hareket Orada Bereket” vardır dedik elimizden geldiğince izledik. Faydası olup olmadığını zaman içerisinde göreceğiz.Yapılan her türlü çalışmanın olumlu veya olumsuz bir etkisi mutlak olacaktır. Olumsuz olursa tecrübemiz artmış olacak. Bodrum’da bildiğim kadarıyla bu tür çalıştay ilk kez yapıldı. “Karaova Bağ Bozumu” nu saymazsak.Saymadık zaten,Tarımsal Kalkınma Çalıştayı’n da, Karaova Derneği göz ardı ...
  • “Dostun Gülü Yaralar Beni”

    04 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    İnanç üzerinden siyaset yapmanın bedeli, her zaman ağır olur. Kimsenin inancı, ibadeti, kendi sosyal yaşantımızı doğrudan olumsuz olarak etkilemiyor ve bir müdahale söz konusu değil ise, kimseyi ilgilendirmez.Bodrum Belediyesi Aralık 2019 Olağan Meclis Toplantısı’nda 4 üncü madde görüşülürken, ortam gerildi ve istenmeyen davranışlara neden oldu.“Madde 4- İlçemiz Bitez Mahallesi, Gündönümü Mevkii, 2466 parselde kayıtlı taşınmazın, Belediye hissesine düşen kısmının Cemevi yapılmak üzere Bodrum Alevi Bektaşi Kültür Derneğine tahsisine ...
  • Kimseden İzin Almayız.

    03 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Bilgi önemli olduğu kadar, onu süzgeçlerden geçirip doğruluğuna karar vermek ve fikir beyan etmekte önemlidir. Dün yapılan Belediye meclis toplantısı öncesi Başkan Aras, bazı açıklamalarda bulundu.Dinledik…Başkan Aras, Bodrum Belediyesi çalışanları hakkında; Rüşvet, Tehdit ve Görevi Kötüye Kullanma suçlamalarıyla kamu davası açılması için Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasını ve bunun haberleştirilmesi ile ilgili şunları söyledi;Açıklamalardan alıntılarla yazıp, yorumlamakta yarar var“Çalışma arkadaş...
  • İklim krizi nedir.

    24 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Ortada bir yanlışlık var.Bodrum kent konseyinin bir gurubu tarafından düzenlenen bir seminer.İklim aktivisti Murat Can Tombil.İklim krizi nedir.Ankara'dan uçakla gelmiş.Hala kısa kolla dolaşıyormuş.kasım ayı ortasında hava hala güzelmiş.Deniz ticaret odasının salonunda saydım, 36 kişi ya var ya yok.Bodrum belediyesinin birim müdürleri de orada.Bir iklim değişikliği , esasında iklim krizi imiş onu tartışalım diyor.Hakikaten ortada bir yanlışlık varBu gibi önenli bir konuda bilgilendirme semineri vermek sizce, elinde megafon v...